|
|
 |
|
|
| Yılmaz Güney - Duvar |
 |
Yılmaz Güney, 1980 faşist darbesinin tüm
baskılarıyla yaşandığı Türkiye'deki
bir cezaevinde yaşananları konu ettiği
'Duvar' adlı filmini Fransa'da çekti. Pek
çok duvarı aşmak zorunda kaldığı
yaşamındaki son yönetmenlik denemesini
olan 'Duvar'da, Türkiye'deki cezaevlerinde
yaşanan baskı ve zulmü, özgürlüğün
sınırlanmasını, insanlık onurunu ve
haklarını hiçe sayan uygulamalar
noktasında ele alarak, gerçekliğin
ürkütücü tarafını bütün
çıplaklığıyla ortaya serdi.
Demir parmaklıklar ardından cellatlarına
isyan eden çocukların haykırışı, bir
anlamda masumiyetin ve sevginin, deÄŸerlerini
yitiren dünyaya karşı haykırışını
temsil ediyordu. Yılmaz Güney ise "Duvar"ı
tek cümle ile şöyle özetliyordu: "Bu
filmde anlatılanlar, yaşanmış olayların
yeniden harmanlanmasıdır. Onlar, kan, ateş
ve gözyaşı içinde, duvarların
karanlığında ışığı ve suyu
aramışlardı..."
1983'te tamamladığı bu film onun son filmi
oldu. Bir sonraki yıl, 9 Eylül 1984'te
yakalandığı amansız hastalıktan
kurtulamayarak, düşlerindeki sayısız
projesiyle birlikte aramızdan ayrıldı. Tags : yilmaz güney duvar turkish |
|
Affichage : 223417
Durée : 530 s |
| YILMAZ GÜNEY |
 |
Asıl adı Yılmaz Pütün'dür. 1937'de
Adana'da doğan Yılmaz Pütün (Güney),
lise yıllarında, bisikletiyle sinemadan
sinemaya on altı milimetrelik film bobinleri
taşıyarak sinemaya ilk adımını atar.
Sinemaya daha yakın olabilmek için Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesini bırakır ve
İstanbul Üniversitesi İktisat
Fakültesi'ne yazılır.
Sinemaya olan sevgisini şöyle özetliyor:
"Sinemayla karşılaşmam 13 yaşındayken
oldu. Kavgalı dövüşlü filmlerin
gösterildiği fukara sinemalarına
gidiyorduk. Kendimizi daha rahat
hissediyorduk bu sinemalarda. Mesela bir
Galatasaray Sineması vardı, çok güzeldi.
Önünden geçer bakardık ama çok lükstü
gitmeye korkardık. İstesek parasını verip
girebilirdik. Ama ne kıyafetimizi ne de
yapımızı uygun görmezdik o sinemaya."
Yılmaz Güney oynadığı filmlerde
haksızlığa uğramış halktan insanları
canlandırdı. Güney, yapımcılığını,
yönetmenliğini, senaryo yazarlığını ve
oyunculuğunu üstlendiği Seyit
Han/Toprağın Gelini (1968) filmiyle ileride
kendi adıyla anılacak olan film türünü
ortaya çıkardı. Bu filmde, sevdiği kıza
kavuşmak için tüm kötüleri tek tek
ortadan kaldıran, ama sonunda bilmeden
sevgilisini de öldüren bir yalnız
kahramanı canlandırıyordu. Daha sonraki
dönemlerde, genellikle Spagetti Westernler
ile benzerlik gösteren bazı filmlerde rol
aldı; bu tür filmleri yazdı ve yönetti.
Bu açıdan, Türk Sineması'nın en özgün
kişilerinden biri olarak görülmektedir.
Güney, sonraki Aç kurtlar (1969), Umut
(1970), Umutsuzlar (1971), Acı (1971),
Ağıt (1971) gibi filmlerinde ülke
gerçeklerine değinen ve ezilen insanı odak
olarak alan bir anlatım geliştirdi.
Yaşamı olanca gerçekliği içinde
yansıtmaya çalışan bu sinema, bir
yönüyle 2. Dünya Savaşı sonrasında
İtalya'da gelişen Yeni Gerçekçilik
Akımı'nı, bir yandan da geleneksel halk
destanlarını anımsatmaktadır.
Güney, 1974'te yönettiği Arkadaş'ta ve
daha sonra hapse girdiği için Şerif Gören
tarafından tamamlanan Endişe`de (1974),
gene hapse girdiği için sadece senaryosunu
yazdığı, Şerif Gören tarafından
yönetilen Yol`da (1982), ölümünden önce
yurtdışında yönettiği son filmi Duvar`da
(1983) kendine özgün tema ve anlatım
biçimlerini geliştirerek uyguladı.
Yurtdışına çıktıktan sonra kurgusunu
yapıp gösterime çıkardığı Yol, 1982
Cannes Film Şenliği`nde Kayıp (Missing)
adlı filmle birlikte büyük ödül olan
Altın Palmiye'yi paylaşarak Türk
sinemasına tarihinin en önemli
ödüllerinden birini daha getirdi.
Güney 1974 yılında Yumurtalık
Savcısı'nı öldürme suçundan, 18 yıla
mahkum oldu. 1981 sonunda izin alarak
ayrıldığı Isparta Cezaevi'ne dönmeyen
Güney, daha sonra Fransa'ya sığındı.
1983'te Türk vatandaşlığından
çıkarıldı. 9 Eylül 1984'te kanserden
öldü ve orada toprağa verildi. Tags : yılmaz güney özgür aydoğan selda bağcan dersim sinema devrim sol sosyalist devrimci film neşet ertaş mapushane zindan |
|
Affichage : 193143
Durée : 231 s |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
| |
|